10 Şubat 2020

Esra Talu, hem Türkiye’nin ilk e-ticaret girişimlerinden olan 1999 yılında kurulan Deppo.com’un kurucularından hem de bir yatırım ağı olan Keiretsu Forum’un da önceki dönem başkanlığını yürütmüş olan donanımlı biri. Kendisiyle hem Deppo sürecini hem de yatırımcılık sürecini detaylı bir şekilde konuştuk.

 

İlginç ayrıntıların olduğu röportajımız sizlerle.

 

Öncelikle davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Hem başarılı bir girişimcilik hem de yatırımcılık serüveniniz var. Öncelikle girişimcilik serüveniniz nasıl başladı? Ne oldu da “Ben girişimci olmalıyım.” dediniz?

 

İnsanların eğitim süreçlerinin ilerdeki hayatlarının şekillenmesinde etkili rol oynadığını düşünüyorum. Ben İstanbul’da özel bir Fransız Lisesinde okudum. Üniversite eğitimi için İsviçre’ye giderek hem Uluslararası İlişkiler hem de İtalyan Dili ve Edebiyatı bölümlerinden öğrenim görüp mezun oldum. Bu süreçte değişik ülkeler, farklı kültürler, arkadaşlıklar, yurtdışı gezileri gibi aktiviteler bana çok büyük zenginlikler kattı. Farklı bakış açılarına sahip genç insanları tanımak benim için çok değerliydi. 

 

Tüm bunların yanında birden fazla lisan bilmenin avantajlarını tecrübe etme fırsatım oldu. 90’lı yılların başı -Google Translate gibi platformların olmadığı dönemlerde- yabancı lisan biliyor olmanın büyük avantajlarını gördüm. İngilizceyi iyi konuşup yazıyor olmam, o yıllarda Teknolojiyi ve dünyadaki gelişmeleri takip etmemi çok kolaylaştırdı.  

Eşimin master yapması sebebiyle 1993-1997 yıllarında Los Angeles’ta yaşadık. Çocuklarımın orada doğduğu dönem, Amerika ve dünyadaki girişimcilik ile teknoloji gelişmelerini araştırmak için zamanım oldu. Bu dönem teknolojinin hayatımıza girdiği ilk yıllardı: İnternet, E-ticaret , Amazon, Jeff Bezos beni heyecanlandıran önemli gelişmelerdi.  

 

Türkiye’ye döndüğümüzde ise internet servis sağlayıcı şirketler aktif olarak günlük hayatımızda yer almaya başlamıştı. Servis sağlayıcı şirketler, içerik üreterek internet kullanımını cazip kılma rekabetindeydiler. Ben ve diğer ortaklarım, o dönem farklı bir şey yapma peşindeydik.. 

 

Amazon’un başarılı çıkışı bizi etkilemişti. Deppo olarak piyasaya çıkış amacımız Türkiye’nin Amazon’u olmaktı. Fakat biz bunun çok ötesinde bir yapı kurguladık. Alışverişin içerik ile desteklenmesi vizyonundan yola çıkarak kullanıcılarımıza okurken alışveriş yapma imkanı sunduk. Bu oldukça yenilikçi ve öncü bir fikirdi. Deppo’nun kullanıcıyı karşılama sayfasında iki opsiyon vardı: Dijital Dergi ve Online Alışveriş. Konseptimiz ise şuydu: Hem oku hem alışveriş yap! İlgi çeken pek çok konuda köşe yazıları ve içerik üreten bir ekibimizle birlikte yazar grubumuz da vardı. Bugün hala böyle bir uygulama yok. Düşünün; Bir yazı okuyup içinden ilginizi çeken bir kelimeye tıklıyorsunuz ve karşınıza o kelimeyi tamamlayan bir ürün grubu çıkıyor ve siz bu ürünleri satın alabiliyorsunuz. Bugün hala böyle bir uygulama yok. Bunu başarılı bir şekilde hayata biz geçirmiştik.

 

O dönem yurt içi ve yurt dışında 55 Melek yatırımcıdan, şirketin %20’si karşılığında 1.2 milyon dolar yatırım aldık ve 2000 yılının mayıs ayında Deppo.com hızlı bir şekilde hayata geçti. Tamamen kendi hayalimize uygun özgün bir yazılımı yazdırdık ve başarılı bir şekilde kullanıcılarımızla buluşturduk. 14 sene milyonlarca kullanıcıya hizmet verdik ve 800’ün üzerinde tedarikçi ile çalıştık. On binlerce marka, yüz binlerce ürün sattık. 

 

O yıllardaki altyapı bugünün seviyesinde değildi. Tüm bunlara rağmen biz İstanbul içinde ertesi gün dağıtım yapan ilk şirkettik. Dağıtımın önemini o yıllarda gördük ve bu hizmeti İstanbul içinde kendi araçlarımız ve ekiplerimizle gerçekleştirdik. Türkiye genelinde ise dağıtımlar için lojistik şirketlerinden faydalandık ve 4 iş günü içinde dağıtım yapabilen tek şirkettik. 

 

Tabi kolay zamanlar değildi. Bol stresli, uzun mesaili, zor bir dönemdi ama 2000 yılının sonunda Deppo’da çalışan personel sayısı 100’e ulaşmıştı. Ofisimiz Bebek’teydi ve Boğaziçi Üniversitesi bize çok yakındı. O dönem Boğaziçi Üniversitesinde okuyan birçok öğrencinin yolu Deppo’dan geçmiştir. Startup şirket konsepti yeniydi. Gençler merak ediyorlar ve ilgi duyuyordu. Biz de onlara imkan ve fırsat sunuyorduk. 

 

Peki Deppo’ya ne oldu?

 

Deppo, 1999-2014 yıllarında 15 sene boyunca her yıl büyümeye devam ederek yeni bir dolu proje hayata geçirdi ve kullanıcılarına en iyi hizmeti verdi. Kurulduğumuz ilk yıl ve sonraki yıllarda çok değerli perakende markalarından, medya şirketlerinden, lojistik firmalarından stratejik ortaklık teklifleri aldık. Bugün olsa hemen herkesin kabul edeceği ve büyük exit hikayeleri ile sonlanabilecek cazip tekliflerdi. Fakat  o zamanlar bakış açısı farklıydı. Biz e-ticaretin ve benzer iş modellerinin gelecekte çok büyüyeceğini düşünerek beklemeye karar verdik. Çünkü bu işi büyütüp daha başarılı bir noktada satabileceğimiz düşüncesindeydik.

 

Fakat 2001 yılında önce ABD, ardından Avrupa ve dolayısıyla Türkiye’yi etkileyen İnternet şirketlerinin peş peşe batması bizi de kötü etkiledi. Sonraki 5 yıl oldukça zor geçti. Sermaye arayışımız hüsranla sonuçlansa da Deppo’yu, farklı gelir imkanları yaratarak ve en önemlisi stok tutmayarak ayakta tutmayı başardık. En büyük motivasyonumuz ‘’Amazon bir gün Türkiye’ye gelecek ve bizi satın alacak’’düşüncesiydi. 2020’ye girmeye hazırlandığımız şu günlerde geriye bakınca görüyorum ki Deppo zamanının çok öncesinde bir girişimdi. 

 

2014’te bir yol ayrımına geldik; kurucuların bir kısmı ayrıldı, yönetici ekipler değişti, pazardaki oyuncular çoğaldı. Çocuklarım ABD’ye yerleşme kararı aldılar. Sonuç olarak ailemden ve ortaklarımdan bu işe sahip çıkabilecek kimse kalmadı. Bir karar verme sürecine girmiştim. 

 

Deppo kendini kanıtlamış, başarılı bir iş modeline sahipti. Zaman zaman yurt dışından bu modeli kullanmak için talepler geliyordu. 2014 yılında pazardaki durgunluk, iş ortaklarımızın bize verdikleri destekleri sürdürmekte zorlanmaları gibi etkenler karar vermemi hızlandırmıştı. Türkiye’deki operasyonları kapatıp Deppo iş modelini, yurtdışına uygulayabileceğimiz bir danışmanlık birimi kurduk. 2014’ten bu yana Türkiye ve dünyada birçok girişimciye destek olduk. Deppo kendi zamanının en başarılı girişimlerinden biridir ve Türkiye ekosisteminde ilk olmasının ayrıcalığı ile her zaman özel olarak kalacaktır.  

 

Ülkemizde girişimcilik adının anılmadığı bir dönemde siz girişimciliğe bir adım attınız ve en zor alanlardan biri olan e-ticaret alanında giriş yaptınız. Bu süreçte öğrendiğiniz en önemli şey neydi?

 

Şunu net olarak söyleyebilirim tek kişilik startup olmaz. Bu bir ekip işidir. Bizim Deppo sürecinde yaptığımız en iyi şey ekip olabilmekti. İş tecrübelerimizin farklı olması ve çeşitli yetkinliklere sahip insanların bir arada olması ekibi iyi yapan özelliklerdi. İkna kabiliyetimiz güçlü olduğu için kağıt üzerinde bir hayale 55 yatırımcıyı dahil etmiştik. 

 

Biz zorlu bir süreçten geçtik ama bir yol açtık, arkamızdan gelen girişimcilere öncü olduk. Bugün her şey farklı olabilirdi belki ama hiç pişmanlık duymuyorum kendi adıma. Bugün yaptığım işlerin de zamanın ötesinde bir vizyona sahip olduğunu biliyorum. Ben bir girişimciyim ve gelecekte yaşamak benim en büyük farkım. Sağlığım izin verdikçe de yeni projeler üretmeye devam edeceğimi biliyorum. 

 

Ben her yaştan girişimcilere şunu önerebilirim: “Kendinize güvenin. Sonuçta bu sizin hayaliniz. Başkalarının sözlerine fazla kulak asmayın. İnandığınız yolda yürüyün. Kimsenin hızınızı kesmesine izin vermeyin, işinize odaklanın.  Evet, tecrübe dinlemek ve fikir almak önemli; fakat unutmayın her girişimci kendi hikayesini yazar.”

  

Biraz da yatırımcı tarafınıza geçelim o halde. Ne oldu da “Ben yatırımcı olmalıyım.” dediniz? Şu anda yatırımcılık tarafında neler yapıyorsunuz, bahsedebilir misiniz?

 

Esasında bunu planlamadım, biraz tesadüf oldu. Uzun süren girişimcilik hikayemin sonunda biraz durmak, Türkiye’deki farklı gelişmeleri yakından takip etmek istedim. Bunun en iyi yollarından birinin kuluçka merkezleri olan üniversiteleri takip etmek olduğunu düşündüm. Ve bu yolda yatırımcı tarafının henüz çok prematüre olduğunu fark ettim. Sonrasında da Türkiye’ye dışarıdan nasıl yatırım gelir, neler yapmak lazım o konuda biraz çalışmaya başladım. 

 

O dönemde tesadüf eseri Keiretsu Forum ile tanıştım. Keiretsu Forum benim için güzel bir geçiş oldu. Global bir yapıda olması benim için çok önemliydi. Sağolsunlar bana güvendiler fikirlerime, vizyonuma ve üstlendiğim misyona önem ve destek de verdiler. Keiretsu Forum ile Türkiye’de hayal ettiğim projelerin birçoğunu hayata geçirebileceğim bir zemin buldum. Girişimcilikten gelen tecrübelerimi aktarabildiğim güzel bir platform oldu benim için. Bana bu fırsatı verdikleri için Sevgili Aydonat Atasever ve Candan Karabağlı’ya çok teşekkür ederim. Ayrıca desteklerini hiçbir zaman eksik etmeyen çok sevgili yatırımcı üyelerimize de burdan tekrar teşekkür ederim. Başkanlık dönemimde Keiretsu Forum’da çok başarılı programlar hayata geçirdik. Bunlara arkamdan gelen ekiplerin sahip çıkıyor olması beni çok mutlu ediyor.  

 

Türkiye’de girişimcilerin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri müşteri bulmaktır. Biz Keiretsu Forum’da bu konu üzerinde çok çalışmalar yaparak faydalarını gördük. Farklı sektörlerden kurumsal üyelerimizin startup şirketlerimiz ile daha yakın çalışmaları benim hep önceliğim oldu. Başkanlığım boyunca bir ilki başlattık. Kurumsal üye şirketlerimizle bizim yatırım yaptığımız şirketler ile birlikte yüzlerce girişimi taradık ve içlerinden uygun bulduklarımızı Kurumsal üyelerimizle buluşturduk. Burda öncelik yatırım değildi. ‘‘İşbirliği, güçbirliği’’ temel sloganımız oldu.

Keiretsu Forum’un kurucusu Randy Williams’a bu konudaki görüşlerimi ve Türkiye’de başlattığımız uygulamaları detaylı aktardım ve Keiretsu Global’de bizim tecrübelerimizden faydalanmak üzere çalışmalar başlattılar, komisyonlar kurdular. 

 

Keiretsu Forum sonrası bu konu üzerinde çalışmalarıma 2019 Eylül ayında kurduğumuz ‘GoGlobal Advisory’ şirketimiz üzerinden devam ediyoruz. Buradaki en büyük destekçim, ortağım Tara Lutman’dır. Silikon Vadisi’nde doğmuş ve yetişmiş Tara ile şimdi merkezi İstanbul’da olan, Dubai, Tel Aviv ve San Jose de irtibat ofisleri bulunan şirketimiz üzerinden dünyanın dört bir tarafındaki girişimcilere yön veriyoruz.  

 

LinkedIn üzerinden bir kitap paylaşıyorsunuz. Bu kitabı neden yazıyorsunuz? Basılı olarak yayınlanacak mı?

 

Bu kitabı, kendi girişimcilik hikayemi artık zamanı geldiğini düşündüğüm için yazdım. Ben aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde eğitim görevlisiyim. LİTE yüksek lisans programında çok özel bir ders veriyorum. 21st Century Business Design, 21. Yüzyıl Şirket Tasarımı gibi çevirebiliriz. Ben bu kitabı yazmıştım; fakat online olarak yayımlama fikrini öğrencilerimin tavsiyeleri üzerine edindim. 

Kitabımda girişimcilik hikayemi samimi ve objektif bir şekilde aktarmaya çalışıyorum. Kendi gözümden yaşananları, pişmanlıklarımızı, başarılarımızı, hayal kırıklıklarımızı yazıyorum. Aslında Türkiye’de bir geçiş dönemine ışık tutmayı amaçlıyorum; 1999-2014 yıllarında Türkiye’nin teknoloji ile sınavı da diyebiliriz. 

 

 

Son olarak size ulaşmak isteyen StartupMarket üyelerine ne söylemek istersiniz?

 

Öncelikle bana ulaşmak hiç zor değil. LinkedIn üzerinden herkes bana ulaşabilir. Eğer bir fikirleri varsa olgunlaştırdıktan sonra bir sunum hazırlamaları ve bu şekilde iletişime geçmelerini rica ediyorum. Ben bunu çok önemsiyorum. Girişimciler hep tek eksiklerinin para olduğunu düşünürler. Buna katılmıyorum. Para işin sadece bir kısmıdır. 

 

Ayrıca yazılarımı, düşüncelerimi ve önerilerimi sosyal medyadan ve Linkedin üzerinden paylaşıyorum, oradan takip edebilirler.